Perşembe, Şubat 12, 2026

Köşe Yazıları

Gönül diye diye!!

Bu aralar bir kelime çok moda: “Gönül.”

Her kürsüde var.
Her afişte var.
Her sosyal medya paylaşımında var.

Şehrin dört bir yanında gönül dolaşıyor ama nedense en çok mikrofonun olduğu yerde görülüyor.

“Gönül belediyeciliği” deniyor. Alkışlar eşliğinde, ışıklar altında, büyük büyük cümlelerle… O cümleler öyle süslü ki insan bir an gerçekten bir şeylerin değiştiğini sanıyor. Sonra kürsü kapanıyor, ışıklar sönüyor, hayat kaldığı yerden devam ediyor.

Ve o hayatın içinde; uzatsanız bir el, hayatı değişecek engelli bir yurttaş duruyor.

Görülmüyor.

Yanı başında. Aynı sokakta. Aynı şehirde. Belki aynı seçim sandığında. Ama yokmuş gibi.

Bu bir eksiklik değil.
Bu bir unutkanlık değil.
Bu açık bir kibirdir.

Çünkü gönül; erişilebilir olmayan kaldırımlarda tökezlemez.
Gönül; rampa yapılmamış bir binanın önünde çaresiz kalmaz.
Gönül; “dosyanız inceleniyor” cümlesinin arkasına saklanmaz.

Gönül dediğiniz şey, en kırılgana dokunabildiğiniz yerde başlar.

Haberlere konu olmuş, filmlere ilham verecek kadar gerçek bir hayat yanı başınızdayken; kürsülerden merhamet masalı anlatamazsınız. Gerçek bir mücadele dururken, vitrin şefkatiyle kendinizi avutamazsınız.

Çünkü vitrin ışığı vicdan aydınlatmaz.

Bu halka merhametsizliği “gönül” diye yutturmaya çalışmayın. Bu halk sessizdir belki ama kör değildir. Kimin samimi olduğunu da bilir, kimin sadece iyi fotoğraf verdiğini de.

Görmeyenin yönettiği yerde gönül büyümez.

Orada beton büyür.
Tabelalar büyür.
Sloganlar büyür.

Ama vicdan küçülür.

Ve unutmayın:
En ağır engel bedende değil, kalpte taşınandır. “Gönül, sadece izlemekle değil; harekete geçmekle erişilebilir olur. Bugün bir kaldırıma, bir rampa girişine, bir insanın hayata katılmasına engel olan ne varsa ona ses verelim. Çünkü gönül; duyduğumuz değil, dokunduğumuz yerde büyür.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir