
Sayın Mersin Valimiz Atilla Toros,
Size bu satırları yazarken kalemim titriyor. Çünkü kelimelerim, bir ömrün acısını, düşüşünü ve yeniden doğuşunu taşıyor.
Ben, Ali Gültekin.
Mersin’in sokaklarında tam 15 yıl boyunca madde bağımlısı olarak yaşadım. Mendil sattım, yara bandı sattım, dilendim. Yaşamak için değil; çoğu zaman yaşayamamak için… O illete erişebilmek için.
Geceleri Atatürk Parkı’nda kalırken, küçük kızımı kucağımdan biri alıp götürmesin diye belime iple bağladığım günleri unutamıyorum. O çocuk benim mucizemdi.
Bugün gülümseyebilen bu adam, işte o küçük kızın “Baba, yapabilirsin!” sözüyle yeniden doğdu.
Sayın Valim,
Ben yalnızca bağımlılığı yenmiş biri değilim. Mersin Valiliği’nin özel davetiyle Türkiye’de bir ilk olarak Uyuşturucuyla Mücadele Komisyonu’na katıldım. Hayat hikâyemi bağımlılara umut olsun diye Amatem’de hastalara ve üniversitelerde geçlere televizyon kanallarında da halkımıza anlattım. Çünkü biliyorum ki her düşüşün bir kalkışı vardır.

Ama gördüm ki asıl mesele maddeyi bırakmak değilmiş. Asıl mücadele ondan sonra başlıyormuş.
Bugün yüzde 66 engelli raporumla, 4 bin 200 liralık engelli maaşıyla hayatta kalmaya çalışıyorum. Ev sahibim tahliye davası açtı. Kızım gazetecilik bölümünden mezun oldu. Lisans eğitimini tamamlamak istedi ama kazanamadı. O ağlarken ben içimden “İyi ki de kazanamadı” dedim. Çünkü kazansaydı, onun masraflarını karşılayacak gücüm yoktu.

Sayın Valim,
Ben yıllarca eroin için dilendim. Sonra kızımın okul masraflarını karşılayabilmek için. Ayağımda damar tıkanıklığı gelişene kadar mücadele ettim. Hastanelik oldum. Yine ayağa kalktım. Daha güçlüyüm artık. Ama ekonomik gücüm yok.
Ve ben tekrar sokaklara dönmek istemiyorum.
Sizden tek bir şey diliyorum:
Bana emeğimle hayatta kalabileceğim bir iş imkânı.
Bir arşiv odasında, bir büroda, devletin herhangi bir biriminde… Neresi olursa olsun fark etmez. Yeter ki alnımın teriyle geçinebileyim.
Hayatımı, kızımı, umutlarımı geri aldım.
Şimdi de sizin desteğinizle ekonomik bağımsızlığımı geri almak istiyorum.
Sayın Valim,
Lütfen bu satırları okurken, benim hayatımı dört kare gibi düşünün: Bir düşüş, bir mücadele, bir yara ve bir yeniden doğuş.
Ben artık yaşamak istiyorum.
Umudum olur musunuz?
Saygılarımla,
Ali Gültekin