Cuma, Şubat 27, 2026

Siyaset

Kötü İnsanlar Olmasaydı İyi Avukatlar da Olmazdı

(Foto: Haber Merkezi)

Mersin Barosu önceki dönem başkanlarından ve Cumhuriyet Halk Partisi milletvekili aday adaylarından Av. Bilgin Yeşilboğaz, son yıllarda derinleşen mesleki sorunlara ve savunmanın maruz kaldığı itibarsızlaştırma sürecine dair çarpıcı açıklamalarda bulundu. Charles Dickens’ın “Kötü insanlar olmasaydı, iyi avukatlar da olmazdı” sözünü hatırlatan Yeşilboğaz, avukatlık mesleğinin tarihsel ve toplumsal önemine dikkat çekerek, gelinen noktanın endişe verici olduğunu vurguladı.

Avukatlık mesleğinin sadece bir meslek değil, aynı zamanda bir yaşam biçimi, bir düşünce tarzı olduğunu belirten Yeşilboğaz, “Avukat; toplumsal ve bireysel çatışmaların tam merkezinde, sorunlara çözüm üreten, hukuk mekanizmasını harekete geçiren ve gerektiğinde bu mekanizmanın işlemesi için zorlayan bir güçtür. Zamanın ve iktidarların karşısında yer alabilen, müvekkilinin zor zamanlarında yanında bir psikolog gibi duran, mücadele insanıdır” dedi.

Ancak son 15-20 yılda avukatlık mesleğinin ciddi bir itibarsızlaştırma sürecine maruz kaldığını dile getiren Yeşilboğaz, “Ne yazık ki avukatlık, sistemli bir şekilde değersizleştirildi. Bir dönem kariyer mesleği olarak görülen bu onurlu meslek, bugün ‘Hiçbir şey olamazsam avukat olurum’ seviyesine indirgenmiş durumda. Siyasal iktidarlar hiçbir zaman avukatları sevmedi. Zaten avukatlar da sevilmek için mücadele etmedi; çünkü verdikleri mücadele kişisel değil, toplumsaldı” ifadelerini kullandı.

“Sorun Artık Genç Avukatların Değil, Avukatlığın Sorunudur”

Avukat sayısındaki kontrolsüz artışın mesleğin niteliğini tehdit ettiğini vurgulayan Yeşilboğaz, bu durumun yalnızca genç avukatları değil, tüm meslek grubunu etkilediğini söyledi. “Artık mesele sadece genç avukatların değil; tüm avukatların, hatta avukatlık mesleğinin sorunudur. Ekonomik sıkıntılar dayanılmaz boyutlara ulaşmış durumda. Bu yüzden ne yazık ki intihar vakaları artmaya başladı. Mesleğin itibar kaybı, ekonomik baskılarla birleşince, meslektaşlarımız ciddi bir bunalım içinde” şeklinde konuştu.

“Barolar Günü Kurtarma Derdinde”

Baroların da bu süreçte yeterince mücadele etmediğini belirten Yeşilboğaz, “Ne yazık ki barolar, günümüzü yalnızca mesajlarla, süslü sözlerle ve protokol pozlarıyla geçiştiren bir yapıya büründü. Kurumlar itibar kaybı yaşarken, baroların yapmacık açıklamalarıyla günü kurtarmaya çalışması mesleğimizin sorunlarını daha da büyütüyor” dedi.

“Savunma, Adaletin Son Kalesidir”

Yargının diğer ayaklarının büyük oranda siyasal etkilerle yönlendirildiğini, ancak savunmanın halen bağımsızlığını korumaya çalışan tek ayak olduğunu vurgulayan Yeşilboğaz, “Bugün yargı taraflılıkla anılır hale gelmişse, hâlâ hukukun bir nebze ayakta kalabilmesinin tek nedeni savunmadır. Avukatlar, adaletin gerçekleşmesi için son kale olarak direniyor. Bu nedenle avukatlık mesleğinin güçlendirilmesi, sadece avukatların değil, tüm toplumun geleceği açısından önemlidir” şeklinde konuştu.

“Barolar Ortak Eylem Planı Yapmalı”

Sorunların çözümü için baroların ortak bir eylem planı oluşturması gerektiğini savunan Yeşilboğaz, “Mesleğimizin selameti, hukukun üstünlüğünün sağlanması ve ülkeye katkı anlamında tüm baroların birlikte hareket etmesi şart. Ortak bir mücadele olmadan bu sorunların üstesinden gelinemez” dedi.

“Halkın Desteği Olmadan Olmaz”

Avukatlık mücadelesinin yalnızca meslek içi bir mesele olmadığını ifade eden Yeşilboğaz, açıklamasını şu sözlerle tamamladı: “Bu sadece avukatların değil, halkın da meselesidir. Adaletin ve hukukun gerçek sahibi halktır. Bu nedenle, halkın desteğini almadan bu mücadele başarıya ulaşmaz. Adaletin savunulması için halk da bu direnişin bir parçası olmalıdır.”

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir